Ultrasonografi ve Shear Wave Elastografi ile değerlendirilen non-invaziv cilt gençleştirme yönteminin klinik sonuçları
Doğal liflerden elde edilen kolajen ipliklerin cilt yüzeyine uygulanmasıyla gerçekleştirilen, cilt yapısını desteklemeye yönelik non-invaziv bir kozmetik yöntemdir.
Kolajen, vücutta en bol bulunan protein olup cilt ve bağ dokularının temel yapısal bileşenlerinden biridir. Dermiste bulunan kolajen lifleri cilde mekanik dayanıklılık, elastikiyet ve yapısal bütünlük kazandırır. Yaş ilerledikçe kolajen üretimi azalır ve mevcut liflerin yapısı zayıflar. Bu süreç zamanla kırışıklıkların oluşmasına, ciltte sarkma görünümüne ve elastikiyet kaybına yol açabilir.
DS V-Line kolajen ipleri, doğal liflerden elde edilen ince iplik formunda olup özel bir uygulama tekniğiyle — iğne kullanılmadan — cilt yüzeyine yerleştirilir. Uygulama sırasında iplikler, hyalüronik asit, niasinamid ve hint yağı içeren özel bir serum ile nemlendirilir. Bu süreçte iplikler ciltle temas ederek kademeli olarak çözünür ve içeriklerin cilt tarafından desteklenmesine yardımcı olur.
Uygulama protokolü, haftada bir seans olacak şekilde toplam 12 seansı kapsayan 3 aylık bir tedavi programından oluşmaktadır. İşlem, eğitimli bir estetisyen tarafından gerçekleştirilir. Uygulama alanları; alın bölgesi, infraorbital alan, nazolabial kıvrımlar ve boyun gibi kırışıklıkların belirgin olduğu anatomik bölgeleri içerir. Her bir seans ortalama 30 dakika sürmekte olup işlem non-invaziv, ağrısız ve genel olarak iyi tolere edilebilir niteliktedir.
Bu prospektif gözlemsel çalışmaya, yüz bölgesinde ince kırışıklık şikayeti bulunan toplam 31 hasta (30 kadın, 1 erkek; ortalama yaş: 47) dahil edilmiştir. Katılımcılar başlangıçta ve tedavi sürecini takiben 3. ve 6. aylarda değerlendirilmiştir. Ölçümler ultrasonografi ve Shear Wave elastografi yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma ilgili etik kurul tarafından onaylanmıştır.
Tedavinin 3. ayında tüm cilt katmanlarında istatistiksel olarak belirgin kalınlık artışı tespit edilmiştir (p < 0.001).
6. ayda epidermis ve dermis kalınlığı kısmen gerilemiş olsa da başlangıç değerlerinin önemli ölçüde üzerinde kalmıştır (p<0.01). Subkutan doku kalınlığı ise artmaya devam ederek 2.00 mm'ye ulaşmıştır — bu durum derin doku bileşenlerinin tedaviye daha kalıcı yanıt verebileceğini düşündürmektedir.
31 hastanın ultrasonografik ölçüm verileri — başlangıç, 3. ay ve 6. ay karşılaştırması.
Tüm hastaların cilt katmanı kalınlık ölçümleri (mm cinsinden).
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji polikliniğinde gerçekleştirilen prospektif gözlemsel çalışma.
25 yaş üstü, yüz bölgesinde ince kırışıklık şikayeti olan hastalar çalışmaya dahil edildi. Daha önce invaziv estetik işlem uygulanmış, aktif dermatolojik hastalığı veya kronik sistemik hastalığı bulunan olgular çalışma dışı bırakıldı.
Doğal elyaflardan veya koza ipliklerinden elde edilen kolajen ipler, özel bir aparat yardımıyla — invaziv girişim yapılmadan — cilt yüzeyine yerleştirildi. Haftada bir seans, toplam 12 hafta uygulandı.
Aplio i800 (Canon Medical) ultrason cihazı ve i18LX5 çok frekanslı lineer prob kullanıldı. B-mod US ve 2D-SWE görüntüleri alındı. Tüm ölçümler aynı radyolog tarafından, aynı cihazla, standart koşullarda gerçekleştirildi.
Sırtüstü pozisyonda, sağ temporal bölgeden, en az 1cm jel pad ile ölçüm yapıldı. SWE'de 1mm çaplı ROI, 6 farklı noktada, her bölgeye ikişer adet yerleştirilerek sertlik değerleri m/s olarak kaydedildi.
İstatistiksel analizlerde başlangıç ve 3. ay karşılaştırmaları Wilcoxon testi ile, üç zaman noktası karşılaştırmaları Friedman testi ile değerlendirildi. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Doku sertliği ve elastikiyet değerlerinin zamana bağlı değişimi.
Erken dönemde doku elastikiyetinde belirgin artış, ardından kademeli düşüş — bu durum kolajen yeniden yapılanmasının dinamik doğasıyla uyumludur. Erken fazda artan sertlik geçici doku reaksiyonları ve kolajen lif kompaksiyonu ile ilişkilendirilebilirken, yeni sentezlenen kolajenin olgunlaşması ve reorganizasyonu dokunun biyomekanik özelliklerini stabilize edebilir.
İğne veya cerrahi müdahale gerektirmez. Çalışma süresince hiçbir ciddi yan etki gözlenmemiştir.
Dermis ve subkutan dokuda yapısal kalınlık artışı sağlayarak derinin daha sıkı ve elastik görünmesine katkıda bulunur.
Tedavi sonrası 6. ayda bile başlangıç değerlerinin üzerinde kalan ölçümler, özellikle subkutan dokuda devam eden yapısal iyileşmeyi göstermektedir.
Fibroblast aktivasyonu ve neokollajenez yoluyla doğal kolajen üretimini uyararak, cerrahi müdahale olmaksızın doğal bir gençleşme sağlar.
Ekstraselüler matriks birikimi ve dermal yeniden yapılanma yoluyla uzun vadeli cilt sağlığına katkıda bulunur.
Her seans yaklaşık 30 dakika sürer, ağrısız ve iyi tolere edilir. Günlük yaşama hemen dönüş sağlanır.
Kolajen ip tedavisi, cilt yapısında objektif olarak ölçülebilir etkiler üretmiştir. 3. ayda gözlenen epidermis, dermis ve subkutan kalınlık artışları, işlemin yalnızca yüzeysel kozmetik bir etki yaratmadığını, daha derin doku katmanlarında da yapısal değişikliklere neden olabileceğini düşündürmektedir.
Özellikle dermis kalınlığındaki artış, fibroblast aktivasyonu, neokollajenez, ekstraselüler matriks birikimi ve dermal yeniden yapılanma ile açıklanabilir.
6. ayda epidermis ve dermis kalınlığında kısmi gerileme gözlenmesine rağmen, değerlerin başlangıç seviyelerinin üzerinde kalması, tedavi etkisinin geçici ödem veya inflamatuar yanıtlardan ziyade gerçek doku yeniden yapılanmasına atfedilebileceğini göstermektedir.
Subkutan doku kalınlığının artmaya devam etmesi ise derin doku bileşenlerinin tedaviye daha sürdürülebilir yanıtlar verebileceğine işaret etmektedir. Kolajen reorganizasyonu ve ekstraselüler matriks yeniden yapılanması uzun sürelerde gerçekleştiğinden, subkutan katmandaki kalıcı değişiklikler işlemin uzun vadeli biyolojik etkilerini yansıtıyor olabilir.
Erken dönemde doku elastikiyetinde belirgin artış, ardından zamanla kademeli düşüş — bu durum kolajen yeniden yapılanmasının dinamik doğasıyla tutarlıdır.
Erken fazda artan sertlik, geçici doku reaksiyonları, kolajen lif kompaksiyonu veya inflamatuar süreçlerle ilişkilendirilebilirken, yeni sentezlenen kolajenin olgunlaşması ve reorganizasyonu dokunun biyomekanik özelliklerini stabilize ederek elastikiyet değerlerinin başlangıç seviyelerine yaklaşmasına neden olabilir.
Tedavinin 3. ayında tüm cilt katmanlarında belirgin bir kalınlık artışı gözlenmiştir. 6. ay değerlendirmesinde epidermis ve dermis kalınlığında kısmi bir azalma izlenmekle birlikte, ölçümler başlangıç değerlerinin üzerinde kalmaya devam etmiştir (p < 0.01). Subkutan doku kalınlığı ise artışını sürdürerek 2.00 mm'ye ulaşmıştır. Bu bulgular, tedavi sonrası elde edilen yapısal kazanımların 6 ay boyunca korunabildiğini ve derin doku düzeyinde etkinin devam edebileceğini göstermektedir.
Bu bulgular, kolajen ip tedavisinin cilt gençleştirme için umut verici bir non-invaziv seçenek olabileceğini ortaya koymakla birlikte, uzun vadeli etkinlik ve güvenliğin doğrulanması için daha geniş hasta gruplarında kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.
Bu çalışma herhangi bir ilaç firması, tıbbi cihaz üreticisi veya ticari kuruluştan mali destek almamıştır. Yazarlar bu çalışmayla ilgili herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.
Aşağıdaki iki dokümana sayfa içinden doğrudan erişebilirsiniz.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.